http://www.youtube.com/watch?v=CBxOAFrsyxA
Terk edileceksin bir gün. Beni hiç bırakmaz dediğin bırakıp gidecek. Arkana dönüp baktığında göremeyeceksin, sabahları uyanmak istemeyeceksin. Çünkü, çok sevmişsindir. Onsuz bir güne başlamak istemeyeceksin. Alışamayacaksın onsuzluğa. Başlarda kendine soracaksın, "benim yüzümden mi?"
Yaşadıklarınızı düşüneceksin günlerce, aylarca belki senelerce. Yarım kalmıştır aslında senin bir yanın. Gitmiştir sevdiğin adam. Başka ellere, başka yüzlere, başka gözlere. Düşüneceksin, başarabilecek misin onsuz. Hüzün bataklığında git gide dibe batacaksın. Öğreneceksin ki yeni sevgilisini çok seviyormuş. Sevdiğin adam sana baktığı gibi ona bakacak, seni kıskandığı gibi başkasını kıskanacak. Kurtulabilecek misin hüzün bataklığından. Seni bataklıktan kurtarabilecek birçok kişi çıkacak karşına. Ellerini tutman için uzatmış bekliyorlar. Fakat sen uzatmayacaksın ellerini, varsın batayım diyeceksin. Ondan başka kurtarıcı istemeyeceksin.
Oysa o artık bir başkasının kurtarıcısı olmuştur. Hayata tutunduğun son dalında kopmuştur artık. Oysa sen o dalı kopmasın diye sıkıca bağlamışsındır. Sıkıca bantlamış, o dal kopmasın diye ellerin parçalanana kadar sıkıca tutmuşsundur.
Onunla zaman geçirdiğin yerlere gideceksin. "onunla şurada oturmuştuk", "ilk burada konuşmuştuk" "burada kavga etmiştik"... ve asla son bulmayacak şuralı-buralı cümlelerin. anıların hep hafızanda kalacak. Çünkü asla unutamazsın aşık olduğunu. Ölesiye sevmişsindir ve kolay değildir ölesiye sevdiğini unutmak. Unutmayı defalarca deneyeceksin, fakat olmayacak.
Zaman bile unutturamayacak onu sana, kanayan yaraların kabuk bağlamayacak. Unuttum diyeceksin, evet unutacaksın.. Onu unutayım derken bir bakacaksın ki kendini unutmuşsun... Bence sevgili aşktan gitmez. Gitmişse, sevmemiştir. Bırak, unut. Artık kırılan dalı da saklamayı bırakıp çöpe at. O dal giden bağlarının, bantlarının ve elinin acısını hatırlatacaktır.
Son olarak, gitmem diyen herkes gider.
sevval.
31 Aralık 2013 Salı
10 Aralık 2013 Salı
Haberin yok ölüyorum, artık git.
http://www.youtube.com/watch?v=QZSk8VDUJ44&list=ALHTd1VmZQRNq-gzt_i8u6iVp8Ru7lKfWC
Hem kaybetmek istemediğini, hem çok sevdiğini söyledi. İnsan, kaybetmek istemediği bir şeyin yanından neden gitmek ister ki? Bir de seviyorsa. Sözlerin bir anlamı kalmadı artık bizim için. Zaten konuşurken de gözlerime bakmıyordu. Hep "eğer biri sizinle konuşurken gözlerinize bakmayıp, gözlerini kaçırıyorsa, yalandır söyledikleri" derler ya. Onu anladım ben. Hem seviyordu hem de gitmek istiyordu ve gözlerime bakmıyordu. Üzgün olduğundan bahsediyorsun. Madem öyle neden gidiyorsun? Gerçekten üzgün müsün yoksa yalan mı? Üzgün olsaydın gider miydin? Yalan olmasaydı gözlerime bakmaz mıydın? O an kalmamıştı bizim için sözlerin anlamı. Biz kalmamıştık ki ortada. Sözler kalsaydı ne değişirdi? Bundan sonra sadece sessizlik vardı. Uçsuz bucaksız bir sessizlik.
Aslında gitmemeni istiyorum. Ama susuyorum. "Bırak gitsin" diyorum. Çünkü ben seninle doğmadım ve kesinlikle ölmeyeceğim. Gözlerimden bir kaç damla yaş akarken her masalın bir sonu olduğunu ve her masalın mutlu sonla bitmediğini de biliyorum. Şu sıralar pek çok şey biliyorum. Biz olmadığımızı mesela. Hayatımdan silmem gereken öpüşlerin var, gülüşlerin var, sarılışın var, kokun var he bir de terkedişin. Daha çok işim var.
Ölüyorum.
Duman diyor ya hani; "hiç bu kadar sevilmedin, gözlerinden okuyorum. haberin yok ölüyorum."
20 Mart 2013 Çarşamba
Ruh Öküzüm :)
İnsanın
kendisine yakın hissettiği kendisi gibi düşündüğü aynı şeylerden hoşlandığı
beraber bir şeyler paylaştığı ve paylaştığı şeylerden mutlu olduğu ve hayatı
onunla dolu dolu yaşadığı kişidir “kardeş”. Paylaşmak, güven, fedakârlık gibi birçok
duyguyu hissettirir sana.
En
önce paylaşmayı öğretir. Acılarını, mutluluklarını, yaşadıklarını, yaşamak
istediklerini, hayallerini kısaca her şeyini paylaşabilirsin onunla. Ayrıca açık
sözlülüktür kardeşlik. Ve bilirsin gerçek kardeşlik asla bitmez, ihanet etmez,
yarı yolda bırakmaz… Bu güveni çok sınırlı sayıda insanlar hissettirebilir
sana. Kardeşliğin en güzel tarafı, kimseyle paylaşamadığın şeyleri onunla
paylaşmandır. Çünkü genelde benzer huylara, zevklere sahipsinizdir. Bu nedenle
benzer olaylar yaşama olanağınız büyüktür. Birbirinize destek olabilir, sahip
çıkabilirsiniz. Ona bir şey anlatırken çekinmezsiniz, çünkü o sizi yadırgamaz. Size
doğru yolu gösterir, çünkü sizin iyiliğinizi sizden daha çok ister. Hatanı en
iyi görendir O, ve hatanızı sizin gözünüzün önüne sürer; budur onun görevi. Çünkü
“dost acı söyler”. O fedakârlığı öğretir sana. Hesapsızca, destek olursan ona. O’da
senden esirgemez desteğini. Senin için birçok şeyden vazgeçer belki de. Senin için
arkadaşlarını siler, kavga eder… Bunların hepsini karşılık beklemeden yapar. Sevincimi paylaştığımda, onu
çoğaltan; sıkıntımı paylaştığımda, sıkıntımı yüklenendir o. ağlamak istediğimde
yaslandığım omuz, eliyle gözyaşımı silendir. Gözlerimin içine sımsıcak bakıp “Bunlar
olacak, önemli olan beraber atlatmamız” diyerek duyduğu acıyı kendi içine atıp,
seni avutma telaşına düşendir o. Çıkarsızdır, yanında olmaktan menfaat sağlamayı
düşünmez. Karşılıksızdır, ne verdiklerinin hesabını tutar ne de bir gün bunları
yaptım diyerek yüzüne vurmayandır. Kardeş demek Aleyna demektir. Aleyna
demek, hayat demektir. Kimi zaman
aldığın nefeste diyebilmek,
kimi zaman üzüldüğün anda karşında bulabilmektir. Bizde kardeşlik, nefesin kesilirse; “al benim canımı kullan, senindir” demektir. Bizde kardeşlik, her şeye el ele göğüs germektir. Birbirine sahip çıkmaktır.
kimi zaman üzüldüğün anda karşında bulabilmektir. Bizde kardeşlik, nefesin kesilirse; “al benim canımı kullan, senindir” demektir. Bizde kardeşlik, her şeye el ele göğüs germektir. Birbirine sahip çıkmaktır.
Dostluğun insan hayatındaki değeri bir ekmek, su kadar
değerlidir. Artık kimsenin birbirine güveni kalmadığı şu zor hayatta gerçek bir
dostumuz varsa eğer kıymetini bilmeliyiz. Ben hayat ikizimi, kardeşimi
buldum. Her şeye rağmen Aleyna’ylayım :) Seni çok seviyorum meleğim, iyi ki
varsın.
30 Ocak 2013 Çarşamba
NUR YÜZLÜ MELEĞİM
*http://www.youtube.com/watch?v=oBvuLOSM63k
http://www.dha.com.tr/polis-memuru-cinnet-gecirince_212532.html
Ardından çok
ağladım mı, bilmiyorum. Ben sensizliğin acısını, içimi yudum yudum yakmasına
rağmen içen biriyim aslında. Ölüm, sana olan duygularımı kötüye kullanmış ve
özlemin; kapanmamış yarama tüm acılarıyla basılmış olan tuz..

Her gece başımı
sana koyuyor, sana dalıyor ve seni rüyalıyorum. Üzerinden koskoca bir yılın
geçmesine rağmen, halen Allah’ıma, her gece “Gizem’imi geri ver” diye yalvarıyorum.
Her gece seni sayıklıyorum. Ve her gece yanıma gelip, yanağıma bir buse kondurduğunu
hissediyorum. Her anımda, yanımda görünmez bir melek olarak var olduğunu
biliyorum meleğim. Seni günden güne unutmak isterken, aksine daha da
karanlıklarda hapsoluyorum. Hep bir şey eksik hissettim. Ama en acısı da, her
ne kadar uzakta olsak birbirimize, her gün konuşmamızı özledim. Şu an dilimin susmasına rağmen, gözlerimden akan yaşlar kalbimi
delecek şekilde ''Gizem'' diye çığlık atıyor. Yokluğuna alışamamak, seni her
saniye özlemek, kalbimi acıtıyor. Yokluğun, canımı yakıyor.
Çok teşekkür
ederim meleğim;
Sana kötü şeylerden bahsederken hep iyi bir
noktasını bulup, iyimser olmayı gösterdiğin için, çok kızdığım anda beni sakinleştirip ama diye başladığın cümleleri hep
olumlu sonuçlandırdığın için, sana saçma sapan
bir şey anlatırken dahi beni dinleyip kendimi iyi hissetmemi sağladığın ve hep
benimle ilgilendiğini gösterdiğin için. Hayatımda var olduğun için. Ve en
önemlisi her gece gelip benimle olduğun için. Yanımda olduğunu hissettirdiğin
için…
Her seferinde sana “meleğim” diye
hitap ederdim, şimdi gerçekten bir melek oldun nur yüzlüm. Seni ne kadar çok
sevdiğimi, sensiz geçen dakikalarımın ne kadar acı verdiğini ve seni ne denli
özlediğimi bilemezsin meleğim. Bu gece gel, hissettir kendini. Seni çok
seviyorum güzel kalplim. Seni çok seviyorum MELEĞİM.
∞
Seni severken bütün acılarla baş edecek gücüm oluyor. Sanki elimde sihirli bir değnek varmış da, her sıkıntıyı bir dokunuşla çözebilirmişim gibi… Seninleyim her dakika, saniye, salise gibi… Bir diziyi seyreder gibi seyrediyorum seni. Sonu hiç gelmeyen, her bölümünde yeni maceraları olan bir senaryo gibi, seninle yaşadıklarımızı izliyorum. Gülümsetiyor beni seni sevmek çünkü kendimi sevginin gücüyle tamamlıyorum. Hiçbir şarta, kurala bağlı kalmadan, sadece mutlu olmak için belki de seni seviyorum.
Bir saniye iste benden sensiz geçirdiğim, veremem. Sensiz geçecekse geçmesin zaman istemem. Seninle yeniden doğdum, yeniden doğusun kanıtıyım ben. Senden önce geçen zamanı, Sana ulaşmak için yürüyerek geçirmişim, kimmişim bilememişim. Şimdi başımı çevirip geriye bakmıyorum bile. O yol yüründü ve bitti, artık seninle yürünecek bambaşka bir yol var önümde yorgunluk nedir bilmeyeceğim.
Seni öyle seviyorum ki, uğruna her şeyi feda edebileceğim gibi. Sadece senle ben olsak yeter gibi. “Biz” gibi. Seni öyle çok seviyorum ki, hiç bitmeyecekmiş gibi. Hiç bitmesin diye her gece ettiğim dua gibi. Seni öyle seviyorum ki, sadece seni sevsem yetermiş gibi.
16 Temmuz 2012 Pazartesi
Ve Bizde Mezunuz :)
8’e Veda..
Tam 8sene sonra evvel nasıl
çarpıyor kalbim, nasıl heyecanlıyım. Aslında bu heyecan buruk bir heyecan… 8
senenize, eviniz gibi her gün girip çıktığınız; yeri geldiği zaman nefret
ettiğiniz, kaçmak istediğiniz; yeri geldiği zaman koşarak gittiğimiz yere veda
ettik. Gülerek, oynayarak, ağlayarak… bitti! Ortaokul’a veda. Evet, bunca zaman
nefret ettiğim insanlarla bile vakit geçiremeyeceğim. Biraz ortaokula
bitirdiğim için mutluyum. Ama;
Koridorlarında hayvan gibi bağıracağım, durup
durup herkesi çevirip ‘sana küstüm’ diyeceğim, koridorlarında kartopu savaşı yapacağım, tuvaletlerinde
hortumlarla su savaşı yapacağım, Süleyman beni ıslatmasın diye tuvaletlere
saklanacağım, sırf Süleyman’ı dövmek için bir o kat bir bu kat diye
merdivenlerde koşacağım, su aldığımda sudan bir yudum içmeden suyun bittiğini
göreceğim, köfte aldığımda; Süleyman’ın yarısını bölmesini, diğer yarısının
kanka bir ısırık diye Semiha’nın ve Büşra’nın bitireceği, andımızda sınıfımda
değil de Büşra’ların sırasında durduğum, Sefer Hoca’nın derste gelip kafama su döktüğü,
tahta kalemleriyle kafama vurduğu, her derse geç kaldığımda kulaklarımı
kızartmasını, jile boyu yüzünden her seferinde tahtaya çıkardığı, tiyatroya
inip bahçeye kaçtığımız dersleri, Elif Hoca’nın dersinde kavga etmeyi, Nuray
Hoca’nın dersinde sürekli inmeyen parmağımı, Fen dersinde hocayı tekrar etmeyi,
İnkılâp dersinde uyumayı, ayağı kalkıp cevaplamadan oturduğum günleri; bunları
yaptığım okulu özleyeceğim.
Elbette bunlar yeniden yaşanacak ama hiçbir
şey böylesi güzel olmayacak, her şeyiyle nefret ettiğim ortamı özleyeceğim… ve
işte 8’e veda..
15 Temmuz 2012 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



